Abbas YOLCU

Tarih: 13.05.2020 20:24

‘ENTARİSİ VİŞNEDEN’

Facebook Twitter Linked-in

 

‘ENTARİSİ VİŞNEDEN’

Şimşir gaşık, kutsal saydığı atalarının tarihe verdikleri şanı ahaliye anlatarak, onların yoga yapmışlar gibi ruhsal dinginliğe erişmelerini sağlıyor. Ona göre kutsal atalarının bütün edimleri, mutasavvıf şairin dediği gibi ‘yerincedir ol öyle…’

Onlar ne yapmışlarsa bir hikmete binaen yapmışlardır. Devletin bekasıyçün bir canı tamuya göndermenin, boyun vurmanın, ‘koparılmış kellelerin heybe derûnunda pây-i tahta arz edilmek üzere yola revân edilmeleri’nin gerekliliğini kitaba dayandırmışlar, üstüne üstlük sevaba kaldıklarına inanmışlar yahut inandırılmışlardır.Ahalinin de bu şekilde inanması için bir takım tanrısal buyrukları ön plâna çıkarmışlardır.

Meselâ, haremağalarının uhdelerine verilen kutsal koruma ve kollama vazifelerini anlatırken, işin içine hamâseti katmakta ve onların nasıl ulvî bir işle meşgûl olduklarından sitayişle bahsetmektedir.

Haremağalığına ta’yin edilen şahısların tamamının hadımlardan müteşekkil olduğu tarih kitaplarında yazılıdır.  

Yine hadım etmenin ne şekil bir işlemle gerçekleştirildiği de kitaplarda beyân edilmiştir. Buna göre: 

‘… Hadım etme operasyonu, eski devirlerde üç şekilde yapılırdı:

‘Ya penis ve testisler tamamen kesilir, ya sadece yumurtalıklar alınarak sperm üretimine son verilir yahut yumurtalıklar kesilmez ama ezilirdi. Osmanlı Sarayı'na girecek beyaz yahut siyah ağalar için bu metotlardan birincisi tatbik edilir, yani hadım edilirken cinsel organ ileyumurtalıklar tamamen kesilirdi.

‘…Hadım edilenlere uygulanan vahşi ameliyat, şöyle yapılırdı:

‘Göbeğin altı ve baldırlar, aşırı kanamayı önlemek için bandajlarla sarılırdı. Hadım edilecek kişi sırtüstü yatırılır, operasyon bölgesi enfeksiyon riskini azaltmak için acı biber karıştırılmış su ile üç kez yıkanırdı.’

‘Ameliyat bölgesi iyice temizlendikten sonra, orağa benzeyen küçük bir bıçak vasıtasıyla testisler ve penis, mümkün olduğu kadar dibinden kesilirdi.’

‘Penisin kökündeki kanala gümüş bir iğne yahut metal bir çubuk sokulur ve idrar akışı geçici bir süre için durdurulurdu.’

‘Yara, iltihabı ve kanı emmesi için soğuk su içine yatırılmış kâğıtlarla kapatılır ve üzeri sarılırdı.’

‘Sargı tamamlanınca, hadım hemen yürütülür ve daha sonra yatırılırdı. Hasta hem tuvalet ihtiyacını gideremeyeceği, hem de yarası nedeniyle büyük acılar çektiğinden, üç gün boyunca su içmesine izin verilmezdi.’

‘Ameliyatın üçüncü gününde sargılar açılır, gümüş iğne yahut metal çubuk çıkarılır ve hasta, idrarının aniden bir şelâle gibi akmasından büyük rahatlık duyardı. Hadım idrarını yapabildiyse, tehlikeyi atlatmış olurdu ama eğer yapamazsa idrar kanalları enfeksiyon   kapmış ve şişmiş demekti. Birkaç gün sonra, büyük acılar içerisinde ölümün gelmesi artık kaçınılmazdı.’

Ancak, şimşir gaşığın kutsal dedeleri, bu hadım etme işini kendileri yapmaz, yapılmış olarak ithal edilenlerden satın alır ve kullanırlardı, diyorlar.

Zira böyle bir vebâle dini bütün oldukları için girmezlerdi de denilmektedir.

Şimşir gaşık, dedelerini methetmekte sınır tanımadığı için hadım edilmiş haremağalarının zaman zaman üst rütbeler verilerek ikbâle kavuşturulduklarını, nimetlere gark edildiklerini söylemeyi de ihmal etmemektedir.

Ancak karılarını bizzat kendileri koruyup kollayamayanların hadım edilmiş zavallıların korumasına hangi göksel bildiri gereğince ihtiyaç duydukları pek anlaşılabilmiş değildir. Diğer taraftan hadım etme ediminin vahşice bir edim olduğunu kavrayan ve kendilerini rûy-i zemînden yani arzın bütününden yani yeryüzünün tamamından sorumlu tutan hulefa-yı zî-şân hazretlerinin böyle bir edime neden göz yumdukları da açık seçik ortaya konmuş değildir.

Tarihe ilgi duyan bir başka şahıs da hadımların hac esnasında Kâbe’de vazifelendirildiklerini anlatmaktadır. Onun ifâdelerine göre bu hadımlara tevâşî denilmekteymiş. Hac esnasında kadınlarla erkekler karışık halde bulunduklarından her hangi bir cinsel sıkıntı meydana gelmemesi için hadımlar, orada düzeni sağlamaktaymışlar.

Kitap der ki: Kanun, eski Yunan’dan beri büyük sineklerin delip geçtiği, küçük sineklerin takılıp kaldığı bir örümcek ağı.

İnsan denilen yaratık ’zalûmencehûlâ...’

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —