BİR İNSAN PORTRESİ
Sanki ayın karanlıklarına saklıyor düşlerini. Belki farklı bir sevdanın yollarında yürüyor yalnızca. Bir zamanlar sen, ben, onlarca insan adını söylerken dizleri titrerdi. Öyle ya her akşam kurulurdu en lüks yerlerde sofralar, muhteşem mekanlar. Hesaplar hep ondan. Çok seveni vardı çok. Buz gibi dikilirlerdi karşısında. En yüksek bürokrat, politikacı, köylü kentli. Hep gerçeği onun söyleyeceği düşünülürdü. Paran mı yok. Ver derdin verirdi. Öyle ya koca bir fabrika, ticarethane. Para boldu o yıllarda. Hatta 1923 yılında kurulan güzide bir kulübe başkanlıkta yapmıştı. Futbolcular onun ismini duyunca koşar gelirdi. Çünkü para almak garanti. Aslında soylu bir ailenin çocuğuydu. Muhteşem bir kültür ortamında yetişmişti. İyi niyetliydi. Aslında gençliğinde güzel de futbol oynuyordu. Öyle sarılmıştı ki çevresi O, gerçekleri göremiyor, kim dost, kim çıkarcı bilmiyordu. Belki de o zaman gerçek dostlarının söylediği her söz kendisine diken gibi batıyordu. Çünkü tertemizdi yüreği. Saçları donuk güneşlere benziyordu. En şık O giyiyor, her akşam sofrasından savcı, hâkim, kaymakam eksik olmuyordu.
Anlattığım kişi benim de hem mahallelim, (her ne kadar ben o zaman ki sofrasında bulunmasam, o hayatı onunla birlikte yaşamasam da) çok sevdiğim bir dostumdu. Hata çok top oynamıştık mahalle takımında. Şimdi yine bana yakın, yine sıcak ve gülümsüyor yüzü. Ama düşünceli bakışları var. Belki de geçmişi yorumluyor. Pişmanlıklar var üzerinde. Ben gözlerine baktıkça, terk edilmiş bir köyün viran olmuş ve insansız topraklarını görüyorum. Hâlbuki bu toplumun ve bu kentin bir zamanlar nadide çiçeğiydi. Açmaya yüz tutmuş, umudu olan bir çiçekti hem ticarette hem de bu kentte. Bir zamanlar bin umuda yeterdi, her derde çare olurdu. Ama şimdi? Yok. Kendi dünyasına çekilmiş. Etrafı sarmış zannetmeyin bir umutsuzluk. İnsan sevgisi yerine, hayvan sevgisi taşıyor şimdi O, bu şehirde. Demek ki insanlarda vefa yok. Sevgi varlıkmış. Muhabbet akşamları kurulan zengin menülü sofraymış.
Ne garip, aynı adam yine sofra kuruyor sahilde. Hem gündüz hem de akşam. Ama misafirler değişik. Dün insandı ki vefasız çıktılar. Bugün sadece köpekler. İçten bağlı, vefalı... Adını duyunca kulak kabartır, kendini görünce koşar O'nu koklar. Boğazına atlar, sarılır. Sesini duyunca koşar, nağmeli havlar. İnsanlar ne kadar uzaksa şimdi O'na; köpekler o kadar yakın. Zaman zaman köpeklerini yedirirken, elindeki kemiği taş üzerine koyup kırarken, dalgaların kayalara vurup parçalanmasını gözler. Dolar gözleri, belli ki parça parça olur içerileri. Hangi gemi kalır su yüzünde, hangi gemi parçalanıp gider? Bunu düşünerek yorumlar dünü ve bugünü. Ama ne küskündür denize, ne de esen rüzgâra. O'nu mutlu eden beslediği köpeklerin güzelliği, sevgisi. Sadece düşünür içinden köpek mi, insan mı? Cevap vermez çevirir dolan gözlerini sonsuz maviliğe.. Koşar eteklerine sarılır aç köpekler... Her sabah, her akşam bir gemi gibi o sahile demir atar ve aç susuz köpekleri bekler. Yedirir içirir, mutlu olur yavaş yavaş yalnız başına evine döner. Aç olan köpekler her gün O'nu bekler.
Zaman zaman izlerim eski dostumu pencereden, balkondan. Sanki şöyle bir his doğar içime, yapraklarını dökmüş bir çınar geçiyordur önümden. Kovuğunda hüzünler. Ben de o zaman derinden solurum vefasızlığı ve acıları.
Zamanın bana tanıttığı bir insan portesi ve iki ayrı kişilik. Vefa ve vefasızlık. İnsan ve hayvan. Sahte yüz ve gerçek sevgi. Küllenmediğine inandığım bir sevgi alevini yeniden canlandırır yüreğimde O adam. Öyle ya varlık ve yokluk. Hayvan sevgisinde dostu bulmak. Bir günebakan doğmuş içinde, kendini unutan dostlara inat. Karanlıkların ışığı olmuş bu sevgi. İnsan hayvan sevgisi yanında ne ki...
O adam köpeğinin karnı doyunca mutlu. Anlaşıyor o sokak köpekleriyle. Aç köpekler hep gözünün içine bakıyorlar. İşte o an değişiyor çirkin anıları en güzelleriyle. Kapsını çalmasa da eski dostları O'nu arayan, seven sokak köpekleri var. Para kirlidir, esiri olur birçok insan. İnsanın dili var yeri gelir seni incitir. Vefasız olur çoğu insan, iyi gün dostudur. Ama köpekler konuşamaz sadece sevgisini gözleriyle anlatır. O adam hasta köpekleri yaşatır, doyurur, soğuktan korur, ölümlerine izin vermez. Bir iddiası var; insanın sevgisi köpeklerin sevgisinden küçüktür. Çünkü yaşamış ve görmüştür bunu. Karnını doyurur, kalbine dokunursan köpeklerin onlardan zarar gelmez. Bu sevgi farklıdır yazı ile anlatılmaz. Bunu öğretti ve gösterdi bana, dünün en zengini, gecelerin en eli açığı, şimdilerde köpeklerin besleyeni.
Soracaksınız bana kimdir bu adam? Kendisinden izin almadan ismini yazamam. Ama çok merak etmişseniz geliniz sabahın kör vaktinde Söğütlü, Akçataş önlerine, sahile, görün ve tanıyın. Ayrılık vakti sancılanır ruhunuz belki de sizler birer sokak köpeği dostu olursunuz. Acılı yüreklere şifa olur, böyle köpekleri bakmak ve beslemek. Bir dost sıcaklığında yaklaşır ve bekler sizi köpekler. İnsanlardan görmediğiniz sevgiyi ve vefayı o sahilde köpeklerden görürsünüz. O adam gibi.