Abbas YOLCU

Tarih: 07.08.2018 11:38

BEYAZ VE YAKASIZ GÖMLEK

Facebook Twitter Linked-in

KIRK AMBAR

Abbas Yolcu

ayenihaber@hotmail.com

 

BEYAZ VE YAKASIZ GÖMLEK

“…Uyuşturucu, alkol, fuhuş, Mavi Balina benzeri oyunlar, subliminal mesajlar, gazetelerin magazin sayfaları, sinema filmleri, çizgi filmler, pembe roman dizileri, dizi filmler hepsi insanları şeytanın davetine çağırıyor.”

“Gençler, yaşlılar, kadınlar, erkekler dökülüyoruz. Bu işin zengini fakiri, okumuşu, okumamışı da yok. Tabi burada en büyük vebal de toplumun önünde olanlar. Vitrindekiler ve topluma yön verenlerde.”

“Bunlar kendi aralarında bir ‘Societe’ oluşturmaya da başladılar. Dernekleri, kulüpleri var.

 “Batıdan destek ve himaye görüyorlar. Giderek politize oluyorlar.”

  “Dikkat ederseniz, hemen her dizide bir gay var, piercingli, tattoolu, munis, iyiliksever, akıllı ve dürüst bir karakter olarak öne çıkan, haksızlığa uğrayan biri.”

“Bu konuda devlete ve topluma, vakıflara ve okullara, herkese, hepimize görev düşüyor…”

Orta doğuda konumlanmış bir topluluğun evvel zaman içinde “bahtı kara maderini” bahtı beyaz madere inkılâb ettirmek arzu ve heyecanı ile vazifelendirilerek sağa sola gönderilen akl-ı evvellerinden bir tanesi böyle sitemlerde bulunmaktadır.

Kendisi yakasız “göynek” giymekle ma’ruf olan bu sakallı dini bütün,  içinde yaşadığı topluluğun dindar denilen kesimi arasında bir çeşit entelektüel sayıla gelmekte ve arz üzerinde her bir zurnadan anladığını imâ etmektedir.

Yazıp çiziktirdiği gazete müsveddesi kin ve nefret kusmuğu gazete müsveddesinde o, her zaman doğrudan yani haktan yana olduğunu, adaletsizliklere daima karşı çıktığını iddia etmektedir.

Genellikle beyaz ama mutlaka yakasız ”göynek” giymekle ün kazanmış bu akl-ı evvel kişi, beraber yolculuğa çıktığı ve bu yolculuk esnasında yağan yağmurun hepsini birden ıslattığı yoldaşlarıyla birlikte senelerden beri aynı nağmeleri dillendirmektedir.

Dillendirdikleri nağmeler, “inleyen nağmeler” cinsindendir, dinleyenleri hüzünlendiren ama aynı zamanda onların bütün benliklerini kin, öfke ve nefret hisleriyle doldurduktan sonra taşıran nağmeler...

Sonra sebebi henüz anlaşılamayan bir tezgâhla bir katakulli ile bir şark kurnazlığı ile ele geçirilen güç, beyaz ve yakasız “göynek”li zâtı itminana kavuşturamamış olsa gerek ki içinde yaşadığı topluluğun “olumsuz” gidişatının vebal ve günahını laikçilere, sekülerlere, profanlara, lezbiyenlere, ibnelere yüklemekten ar ve hayâ etmemektedir.

Şairlerden birinin “Zemânenin şu tabib-i Reşid’ini gör kim / Revaç vermek için kendi kâr u san’a tine / Vücud-ı nazik-i devlet rehin-i sıhhat iken / Düşürdü rey-i sakimi frengi illetine” dediği rivâyet olunmaktadır.

Yani şair burada şunları söylemiştir:

“Zamanenin şu akıllı doktoruna bak ki, kendi iş ve sanatına itibar kazandırabilmek için devletin nazik vücudu sağlığa garantili iken yanlış görüşü ve reyi ile onu frengi hastalığına düşürdü.” 

Anlaşılan o “zemanenin rey-i sakîmi frengi illetine düşüren bir tabîb-i reşidi”vardı. Ve tabib-i reşid etkili ve yetkili kişilerdendi. Ancak bu zemânenin tabib-i reşidi, beyaz yakasız “göynek”li sakallı zâta göre etkililer ve yetkililer değildir. Batılılardır.

Aynı terâneler, aynı mavralar…

Mekteplerde talebeye terbiye verecekler, batılılar müsaade etmiyor; ta’lim ettirecekler, batılılardan izin çıkmıyor; kütüphaneler açacaklar, batılılar tekere çomak sokuyor; ahlâkı yükseltecek ve yüceltecekler, batılıların yerli uzantıları kerhaneciler, meyhaneciler, kumarhaneciler, engel çıkarmaktadırlar.

Ama dini bütünler deveyi hamutuyla götürürken batılıların sesi, bademler ihaleleri kaparken batılıların gıkı çıkmamaktadır.”Dışkısı zayi olmasın diye öküzü yemeye mak’adından başlayan” muhafazakâr, mütedeyyin, mübarek, muazzez, mutahhar, mücellâ, muallâ şahıslar karşısında batılılar lâl olmuş vaziyette süklüm püklüm beklemektedirler.

Neticede beyaz yakasız “göynek” giyinen her devrin sakallısının zaman zaman günah çıkarması, onun yaşadığı toplulukta köylülüğü ve azgın iştihaları engellemeye yetmemektedir. 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —