AYRICA
DR. SELMAN DEMİRCİ
ahengerselman@hotmail.com
HAKİKAT ARAYIŞI
“Hikmet, Mü’min’in yitik malıdır, onu nerede bulursa alır” buyrulmuştur. Teşbih Mü’minlerin hikmeti yitirmiş olduğu üzerine yoğunlaşmıyor aslında; lakin belki de günümüzde bu anlamı zihnimizde ön plana çıkaran bazı kabullenmesi zor hakikatler ile karşı karşıyayız. Rivayetin altını çizdiği nokta yitirilen değerli eşyaları arama iştiyakına benzetilen Mü’min’in hikmete olan düşkünlüğüdür.
Hakikat kimin inhisarındadır ki onun hâkimi gibi ahkâm kesenler ortalıkta cirit atmaktadırlar. Açlık ne mukaddes bir his ki insanı yemeye sevk eder. Hikmet açlığı çekmeyenler yeni zihinsel gıdalara ihtiyaç duymuyorlar. Kur’an bir hakikat pınarı olmasına rağmen buyrulmuştur ki Kur’an bir evliya bulmacasıdır. Keşfin nihayet bulmayacağı sonsuz hikmet membaıdır Kur’an. “Fe lâ tuzekkû enfusekum./Nefislerinizi temize çıkarmayın” (Necm,32). Oldum demek intihar etmek demektir. Buldum demek de... Arayış hiç bitmez. İlmin sonu yoktur ki arayışın sonu olsun. Tekâmülün sonu yoktur ki cehdin sonu gelsin.
Ekseriyete sırtını yaslamak, hakikat arayışının en konforlu yolu olsa gerek. Pekiyi, buna arayış demek mümkün mü? Haddizatında en işlek caddede insan selinin arasında güven ihtiyacını tatmin etmiş bir nefis için arayış pek revaçta bir mefhum olmasa gerek. Ve şahit olunmaktadır ki kalabalığın cazibesine kapılanlar keşif için yeni yollar tecrübe etmek isteyenleri hor görmeyi bırakın lanetlemek noktasına gelmişlerdir. Başkalarının kafasıyla düşünmeye alıştırılmış bir cemiyette yaşamaktayız. Yanlış yapılmasına tahammülü olmayanların kılıçları sürekli bileği taşına vurulmaktadır bu caddede. Oysa arayış bir seyahati zorunlu kılmaktadır. İzbelere de bakmayı gerektirmektedir. Yer yer yol; dağlara, yamaçlara, derelere, tepelere düşmektedir.
Anlam arayışını biteviye sürdürmek, bir ömür boyu iz sürmek her babayiğidin harcı değil sanırım. Diğer yandan hakikat arayıcısı bir iddia sahibi de olamaz. Neyin sahibidir ki ne ile övünsün. Yolun meşakkatinin hikmetin lezzeti yanında esamesi okunmaz. Platonun mağara metaforu hakikat arayıcısı için de geçerlidir. Şartlanmışlıklar hakikati algılamaya engel teşkil eder. Son hakikat zannedilenler son kertede sadece bir hayalden veya gölgeden ibaret olabilir. Uyanmak için hakikat sanılan ve en emin olunan meseleleri bile yeniden ele almaya açık olmak gerekir.
İbn Sînâ’nın hikmetli sözleri ile son verelim yazıya: “(Ey Hakikat arayıcıları): Yılanın kabuğundan çıktığı gibi siz de kabuğunuzdan çıkın. Ayak seslerini kimselerin hmediği bir solucan gibi ilerleyin. Akrebe benzeyin, çünkü esenliğiniz hep arkanızı sağlama almanıza bağlıdır. Zira şeytan da insana arkasından yaklaşır. Güzel yaşamak için hayatın zehrini için. Diri kalmak için ölümü sevin. Uçun ve belirli bir yuva edinmekten kaçının. Çünkü kuşları hep yuvalarında avlarlar...”