Abbas YOLCU

Tarih: 27.03.2018 11:44

İĞNEYİ KENDİMİZE BATIRALIM

Facebook Twitter Linked-in

AYRICA

DR. SELMAN DEMİRCİ

ahengerselman@hotmail.com

 

İĞNEYİ KENDİMİZE BATIRALIM

Büyüklerden biri buyurmuştur ki: “Tüm günahlar da içki gibi sarhoş etseydi yeryüzünde ayık kimseyi bulamazdık.” Elhâk ne güzel buyurmuştur hazret. “Fotoğrafı çekilen günahların peşindeyiz.” Kimse tezkiye olmak derdinde değil, herkes tezkiye etmek derdinde. Kibrin sarıp sarmaladığı bir açmazda gözümüz sadece “etiketlenebilir” yanlışlıklara odaklanmış vaziyette. Başkalarına ait günahları büyüteç ile görmeye meyyal iken kendi günahlarımızı ekseri küçük görme eğilimindeyiz. Nasihat dinlemek isteyen kimse yok ama herkes nasihat etme derdinde.

Tüm günahlarımıza rağmen kendimizi kurtulmuş görme hastalığı içindeyiz. Başkaları ise ‘batmış gitmiş’ durumda hep kanaatimizce. İncil’de buna dair esaslı bir tenkit yer alır: “Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği fark etmezsin? Kendi gözünde mertek varken kardeşine nasıl, ‘İzin ver, gözündeki çöpü çıkarayım’ dersin?  Seni ikiyüzlü! Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün.”

Necip Fazıl’ın dillendirdiği ve hakikatini yaşamanın güçlerden daha da güç olduğu bir kelam vardır: “ Sanırım, insanların her suçunda ben varım; Günah uzun bir kervan, tâ ucunda ben varım!” Çoğu defa toplumun ifsat olduğundan ve kurtulacak pek az kişi olabileceğinden dem vururuz da kendimizi sözde değilse mutlaka niyette kurtulanlar arasına dâhil ederiz. Kötülükler hep bizim dışımızda ve bizden uzaktadır. Eksikliklerimizle yozlaşmaya zemin hazırladığımızı hiç düşünmeyiz. Çuvaldızı başkasına batırmaya bayılırız da iğneyi kendimize batıramayız.

Başkaları aleyhine konuşmaktan nefsimiz derin bir haz alıyor. Onları sözlerimizle küçülttükçe kendimizin yüceldiğini sanıyoruz. Tolstoy ne güzel söylemiş: “Birine çamur atmadan önce düşün ve sakın unutma; ilk önce senin ellerin kirlenecek.” Tekfir, tezyif, tenkit hastalığı hepimizi esir almış. İtibar kıyıcılığı çok hoşumuza gidiyor. Kardeşlik hukuku hiçbirimizin umursadığı bir mesele değil. Ölü kardeş eti yemekten lezzet almaktayız sanki.

Ferdi terakkinin en mühim ayağını başkalarının eksiklerinden ziyade kendi eksiklerimize yoğunlaşmak oluşturuyor. Kardeşlerimiz hakkında ileri geri konuşmadan evvel Allah’ın engin merhameti üzerine derin bir tefekküre dalalım. Kardeşlerimizin yanlışlarında kendi payımızı bulup çıkarmayı hedefleyelim. Yanlışlarımızı tespit edip onları gidermenin yollarını arayalım.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —