Abbas YOLCU

Tarih: 21.11.2017 13:16

KUR’ÂN-I KERİM’İN TABİAT İLİMLERİ İLE MÜNASEBETİ

Facebook Twitter Linked-in

AYRICA

DR. SELMAN DEMİRCİ

ahengerselman@hotmail.com

 

KUR’ÂN-I KERİM’İN TABİAT İLİMLERİ İLE MÜNASEBETİ

Geçenlerde1999 yılında Furkan Yayınları’ndan çıkan Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre’ye ait olan bir kitabı tetkik etme imkânı buldum. Kitabın ismi, “Kur’an-ı Kerim ve Tabiat İlimleri Tenkidi Bir Yaklaşım” idi. Özemre, birçok çarpıcı başlıkla kısa ve öz Kur’an-ı Kerim ile tabiat ilimlerinin ilişkisini ele alırken bu hususta yapılan yaygın yanlışları, bilim adamı hüviyetini dini ilimler konusundaki derin müktesebatını birleştirerek ortaya koyuyor.

2008 yılında Rahmet-i Rahman’a kavuşmuş bulunan Ahmet Yüksel Bey, Türkiye’nin ilk atom mühendisi olması hasebiyle pozitif ilimler konusunda Türkiye’de muteber bir mevkie sahip. Dini ilimler sahasında yazdıklarıyla da ne denli bir derinliğe sahip olduğunu ortaya koymuştur. Kitabın ilk bölümünde tabiat ilimleri üzerine yazdığı makalelerle “ilim”, “pozitif ilimler”, “bilimcilik ideolojisi”, “model”  ve “senaryo” kavramlarını açıklar.

Bir ihya hareketi olarak başlayıp daha sonra “aklın” “sünnetin” de Kur’ân ayetlerinin de üstünde ve onları sorgulayabilen bir konumda tutulduğu düpedüz Dinde Reform Hareketi’ne dönüşen “modernist akım”ın yaklaşımlarını tenkit eder Özemre. Bilhassa Kur’an’ın Çağdaş İlmi Tefsiri projesinin zahiri bütün füsununa ve cazibesine rağmen “anlamsız ve tehlikeli bir ütopya” olduğunu iz’an ve fehamet sahiplerine gösterir. Modern müfessirlerin kendi hevâ ve heveslerine göre tevil etmeye çalıştığı müteşâbih ayetlerin teviline ilişkin edepten söz eder. Kur’an’da beyan edilen mucizelerin rasyonel görünümlü zorlama açıklamalarının anlamsızlığını açıkça ortaya koyar.

Kitapta modern müfessirlerin fazlaca itibar ettikleri “Big Bang Senaryosu”ndan da bahsetmektedir. Öncelikle “senaryo” kelimesinin; hakkında kesin bilgi sahibi olamadığımız olayların, olabildiğince bir sebep-sonuç ilişkisi gözeterek, nasıl oluştuklarını akla yatkın bir biçimde sıralamayı amaçlayan özel bir model demek olduğunu iyice kavramak gerekliliğinin üzerinde durur Özemre.

Bu bağlamda evrenin büyük bir patlama sonucu oluştuğunu öne süren Big Bang Teorisi(!), bu patlamadan sonra 3 dakika içinde bütün temel taneciklerin oluştuğunu öne süren Lemaitre-Gamow-Weinberg Teorisi(!), buna alternatif bir başka senaryo olan Evren’in Durağan Hal Teorisi(!), kıtaların her yıl birbirlerinden uzaklaştığının mekanizmasını açıklamaya çalışan Kıtaların Kayması Teorisi(!), Charles Darwin’in ortaya attığı Türlerin Evrimi Teorisi(!) gibi teorilerin aslında bilimsel açıdan kesinlikle bir teori olmayıp bunların yalnızca bir senaryodan ibaret olduklarını ortaya koyar.

Ve şu keskin ifadelerle sözlerini bağlar:

“Bu bakımdan senaryolar Epistemoloji açısından tabiat ilimlerinin kapsamı içinde değildir. Bunlar sonuçları sübut bulmamış bir takım akla-yatkın spekülasyonlardır, o kadar!”

Kur’an’ın Çağdaş İlmi Tefsiri projesinden bahsettiği bir bölümde bu yaklaşıma bir misal vererek karşı çıkar:

”Mesela ayetlerin Fizik ile ilgili yorumlarını yapmakla sorumlu kılınmış yedi kişilik bit Tefsir İhtisas Alt Komisyonunda Belkıs’ın tahtının Hz. Süleyman’ın huzuruna taşınması olayını yorumlarken 4 komisyon üyesi bu olayın ışınlama, 1 üye hologram, bir diğer üye de takyonlar aracılığı ile vuku bulmuş olduğuna inansa fakat sonuncu üye de: ‘Efendiler! Bütün bu söyledikleriniz ipe sapa gelmez deli saçmasıdır. Bu zırvaları bir Kur’an tefsirine derç etmeniz isabetsiz ve densiz bir tavırdır. İlim âlemi size güler’ dese ama diğer zevat inançlarında gene ısrar etseler, oylama sonucu kahir ekseriyetle kazanan(!) ‘söz konusu tahtın ışınlama yoluyla taşınmış olması’ iddiası mı tefsire girecektir? Böyle olacak olursa bu tefsir ilmi değil demokratik tefsir olmaz mı?”

Yazımızı üstadın sonuç bölümünde yer alan şu cümleleriyle bitirelim:

“Kur’ân-ı Kerim’in yaklaşık sekizde biri, mü’minleri okumaya, akıllarını kullanmaya, düşünmeye, yeri göğü gözlemeye ve bu gözlemlerden sonuçlar çıkartıp bunlardan öğüt ve ibret almaya davet etmektedir. Ve Kur’an’ın gayesi insanlara hidayet ve rahmettir (XVI/64). Kur’an tabiat ilimleri ile ilgili sanılan konulara ancak bu bağlamda değinmektedir. Yoksa Kur’an ne bir Fizik, ne bir Kimya, ne bir Biyoloji, ne bir Astrofizik ve ne de bir Jeoloji kitabıdır...”


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —