GÖRDÜKLERİM
DUYDUKLARIM
Huzur KORKMAZ TOPAL
huzur06peri@gmail.com
TEBESSÜM ETMEK
Merhaba sevgili okurlarım. İyisinizdir umarım.
Bu hafta sokaktan bir şeyler paylaşmak istiyorum. Aslında yürüyüş yapmayı pek sevmiyorum. Biliyorum çok sağlıksız bir durum ama sokaklarda yürümek eskisi kadar iyi gelmiyor bana.
Gülen yüzler yok, selamlaşmak yok, hal hatır sormak hak getire, bir de cadde ve sokaklara park eden araçlar yetmezmiş gibi dükkan önlerinde sohbete tutuşan esnafın olması da ayrı bir kaos.
“Tebessüm kana karışan en hızlı ilaçtır” der Charlie Chaplin.
Sevgili dostlar, eğer Charlie Chaplin’in söylediği doğru ise iyileşmenin anahtarı tebessüm etmekmiş. Üstelik herhangi bir ücret de ödemeyeceğiz. Yolda yürüyorsunuz ve karşıdan sizi tanımasa dahi gülümseyerek/tebessüm ederek bir kişi geliyor. İlk aklınıza gelen şey ne olur? Sizleri duyuyor gibiyim: “Aaaa deli mi acaba, niye öyle gülüyor ki”, “Şuna bak acaba benden bir şey mi isteyecek?”, “Hay aksi yine birilerinin sıfatını mı unuttum acaba, bana gülüyor ama ben tanıyamadım?” Bunun gibi örnekleri çoğaltabilirim. Aslında en çok da olumlu düşünmeye yöneltecek olan bu eylemi unutmuşuz ve çoğunlukla olumsuz düşüncelere dalar olmuşuz.
Tebessüm etmek ya da gülmek hoşça vakit geçirmenin temel taşlarındandır. Bilen bilir, ben gülmeyi çok severim ve yüzümün asık olmaması için de pek çaba harcamam. Bu konuyla ilgili başımdan geçen bir olayı size anlatmak isterim.
28 yıl Akçaabat Belediyesi’nde görev yaptım. Çalışma hayatımın 3 yıllık bir bölümünde Su Endeks Memurluğu’nun ilk kadın personellerinden biri olmanın payesini de almıştım. Su Endeks Memurluğu’nda ayın belirli günlerinde su sayaçlarını okuyup, su faturalarını abonelerimize dağıtırdık. Çok yorucu olduğu halde benim son derece keyif aldığım bir işti. Bu arada zamanın Belediye Başkan Yardımcısı olan ve kısa süre önce yitirdiğimiz Sayın Atilla Kutlu’yu da rahmetle anmak isterim.
Bir gün sayaçları yazmaya gittiğim bir sokağın başında, evinin balkonundan bir büyüğüm bana dönerek şöyle seslendi: “Oyy kurban olurum o gülen yüzüne.” O seslenişi duyunca tüm yorgunluğum silinip gitmişti. İnanın hayatımda aldığım en güzel hediyelerden biriydi benim için.
Laf lafı açıyor derler ya yine güleryüzle ilgili bir şeyi daha paylaşmak isterim sizinle. Su Endeks Memurluğu’ndan sonra, belediyemizin açtığı kütüphanede çalışmaya başladım. Çok güzel anılarım oldu o tek göz kütüphanede. Birçok hayata dokunmuşum meğer o günlerde... Bir gün kapıdan çok güzel ve güzel olduğu kadar da çekingen bir genç kız içeri girdi ve bana kütüphanenin çalışma saatleriyle ilgili sorular sorarak yanımdan ayrıldı.
Birkaç saat sonra yine kütüphanemin kapısı açıldı ve önce içeriye naif bir elin tuttuğu sarı sarı mimozalar, daha sonra da yine o güzel, çekingen kız girdi. Masama yaklaşarak çok kısık bir ses tonuyla, “bu mimozalar sizin için” diyerek çiçekleri masama bıraktı. Ne diyeceğimi, nasıl teşekkür edeceğimi bilemedim. “Bu mimozaları hak etmek için size ne yapmış olabilirim ki?” diye sordum. “Buraya gelirken çok sıkılmıştım. Ama içeriye girdiğimde öyle güzel iki gülen göz bana baktı ki, bunun karşısında kayıtsız kalamazdım” dedi. Tabii bana da iyi ki gülen gözlerim varmış dedirtti...
Gülelim sevgili dostlar; gülelim ve güldürelim. Yüz güldürmekten daha güzel bir eylem yoktur bu hayatta.
Haftaya görüşmek dileğiyle hoşça kalın, sağlıklı kalın, sevgiyle kalın.